15 Eylül 2013 Pazar

HAVUÇLU-CEVİZLİ YOĞURT ÇORBASI


Sevgili arkadaşlar , SihirliTencere'den lezziz bir çorba tarifi geliyor ...Sonbaharda artık , tencerelerde çorbalar tıkırdamaya başlar bizde. Aslında yaz-kış çok önemli bir yiyecek ama nedense ben çorbayı serin havalara, soğuk mevsimlere yakıştırırım. Bugünkü çorbamız da Havuçlu Yoğurt Çorbası. 
Malzemeler :
*1 adet havuç rendesi
*1 yemek kaşığı tereyağ
* 3 yemek kaşığı yoğurt
* 7 su bardağı su ( normal büyüklükte bir su bardağıyla)
* 1 yemek kaşığı un
* 1 kahve fincanı ince kesilmiş erişte
* 1 yemek kaşığı dövülmüş ceviz
* 1 tatlı kaşığı kuru fesleğen.
* Tuz-karabiber
* 1 adet reyhan çiçeği
Yapılışı :
* Havucu rendeledikten sonra bir tavada tereyağ ile hafifçe rengi dönene kadar pişiriyoruz. İçine bir yemek kaşığı dövülmüş cevizi atıp karıştırıyoruz ve 2-3 dakika daha pişiriyoruz.
* Ayrı bir tencerede 1 yemek kaşığı un ve 3 yemek kaşığı yoğurdu iyice pürüzsüz bir kıvama gelene kadar karıştırıyoruz.
* Tencereyi ocağa alarak kısık ateşte karıştırmaya devam ederken , içine 7 bardak su ilave ediyoruz.Koyuluk oranına göre suyun ölçüsünü ayarlayabiliriz. Ve karıştırmaya devam ediyoruz. Karışım ısınınca içine tavadaki havuç-ceviz karışımını ilave ediyoruz.
* Çorbamız kaynamaya başlayınca içine erişteyi atıyoruz. Ve yumuşayana kadar kaynatmaya devam ediyoruz.
* Tuz- karabiber ekliyoruz.
* Çorbamıza kuru fesleğeni de ekleyip son bir kere kaynattığımızda artık servise hazırdır.
* Bir adet reyhan yaprağıyla süsleyebilirsiniz, mis gibi bir koku ve tat verecektir.
 Fesleğen ve reyhan bence doğadaki en güzel kokulardan. Yemeklere de harika lezzetler katıyorlar.
Afiyet olsun.

14 Eylül 2013 Cumartesi

SELİMİYE, SESSİZ ÇOK SESSİZ SELİMİYE

Selimiye Koyu
 
 
 
Yat Limanı Restaurantlar

 
Bütün kış boyunca gazete ve dergilerden okuduğumuz Selimiye'ye nihayet gidebildik. Marmaris'ten  kıvrıla kıvrıla uzanan yolları takip ettik, ve karşımıza güzel mi güzel bir koy çıktı. Masmavi denizin kenarında bir de köy ! Tam öğle vakti, güneş cayır cayır ...Hava tertemiz, mis gibi iyot kokuyor..Köy ?? Gerçekten sessiz ! Arabayı park edecek bir yer bulduktan sonra, biz de sessizce Selimiye'yi tanımaya çalıştık. Önce köy kahvelerinin arasından sahile, restoran ve kahvenin bulunduğu yere indik. Yat limanına doğru  yürüdük.




 

 
'Nerede oturalım?' derken küçük bir kır kahvesine benzeyen ama aynı zamanda restaurant olan 'Osman Amca'nın Yeri'ne oturduk. Osman Amca güler yüzlü, çok konuşkan biri. Marmaris'in Söğüt köyünden. Yıllardır, Selimiye'de küçk restaurantını işletiyor. Aynı zamanda yat limanına yanaşan yatlara da hizmet veriyor. Bu sebeple yıllardır turistlerle haşı neşir olmaktan, İngilizce'yi de Almanca'yı da Fransızca'yı da çözmüş kendince. Turistlerle rahat rahat konuşmasına ve özgüvenine hayran oldum. Aslında O'na Altın Dişli Osman Amca derlermiş, çünkü üst çene tamamen altın !!! Ayrıca Selimiye'yle ilgili tüm haberlerde ondan mutlaka bahsederlermiş.Orada çay içtikten sonra Selimiye'yi tanımaya devam ettik. Deniz tertemiz ve pırıl pırıl . Ama köyün biraz daha temiz olmasını beklerdim. Çevreki bir çok ev pansiyona dönüştürülmüş gördüğümüz kadarıyla. Dışardan gelip te yüzebileceğiniz bir plaj yok. Pansiyonların kendilerine ait plajları var. Ama diğer taraftan Osman Amca'nın dediğine göre,'Burası Selimiye, burada istediğin yerde denize girersin ' yani her yerden girip yüzebilirsiniz, tabii illede duş olsun , şezlong olsun demiyorsanız. Selimiye'yi doğası itibariyle çok beğendik. Ama tatilin tamamını orada geçirebilir miyiz ? işte orasını bilemiyoruz. Biraz fazla sessiz sanki. Yani eğer, şu karmaşadan iyice bir elimi ayağımı çekeyim diyorsanız o başka. O zaman ideal bir tatil rotası olur.  Selimiye'den çıkıp, tepeye doğru giden  yolu takip edince , virajlar sizi başka güzel bir koya götürüyor; Bozburun. Orayı da çok beğendik, orası Selimiye'den biraz daha büyük ve biraz daha kalaballık . Bir köy meydanı, marinası ve temiz denizi, ve denizin neredeyse içindeki restaurantları ve pansiyonları çok güzel. Burada da hediyelik eşya satan dükkanlarda baş rol su kabaklarının, çeşit çeşit renkli renkli su kabakları, kimisi lamba, kimisi abajur, kimisi duvar süsü olarak tasarlanmış- süslenmiş.
 Gerçekten çok güzel yerler. Sonbaharın hüznünü, kışın soğuğunu tatil fotoğraflarıyla atacağız bu sene.






12 Eylül 2013 Perşembe

KOKO- STAR KURABİYE

Sevgili Şule tarifini taa Konya'lardan gönderdi az önce. Bu sabah ablamı aradığımda ballandıra ballanadıra , sevgili Şule'yle birlikte yaptıkları kurabiyeyi anlatınca, mutlaka tarifini alıp, benim tencere dostlarıyla paylaşmalıyım dedim. İşte nefis bir tarif, herkese şimdiden afiyet olsun.
Malzemeler :
*1 paket margarin
*1cay bardağı toz şeker
*1 çay bardağı sıvı yağ
*1paket vanilya ve kabartma tozu
* kakao isteğe bağlı
* Alabildiği kadar un
** Harcı için : 1,5su bardağı süt 1,5himdistan cevizi
Yapılışı:
Süt ve hindistan cevizini bir tencereye koyarak, sütünü çekene kadar pişiriyoruz ve bir kenarda  soğumaya bırakıyoruz. Sonra hamurumuzdan ceviz büyüklüğünde toplar alıp içini içli köfte gibi açıp iç harcı doldurup ,kapayıp tepsiye ters çeviriyoruz ve yuvarlak şekil veriyoruz. 180 derecede 30 dakika pişiriyoruz. Piştikten sonra çikolatalı hazır sos pişirip, soğutup servisten önce üzerlerine  gezdiriyoruz. Afiyet olsun

30 Ağustos 2013 Cuma

BAYIR KÖYÜ-MARMARİS -MUĞLA


Muğla'nın Marmaris ilçesindeki Bayır Köy, hem doğası hem de 2000 yıllık çınar ağacıyla çok şirin minik bir köy. Manzara ve bulunduğu yer nefis, etrafı denizlerle çevrili, yüksek dağların eteklerinde kalmış bir yer. Marmaris çevre koyları gezmek için yaptığımız bir turda Altındişli Osman Amca'nın ( onu anlatamadan olmaz, ayrı bir post gelecek O'nunla ilgili )tavsiyesiyle gittik Bayır'a. Kıvrım kıvrım virajlı yollar bizi Bayır'a getirdi. Önce köy meydanı....Kocaman bir tarihi çınar, bizim Bursa'daki İnkaya çınarımız kadar olmasa da, oldukça büyük. Ancak bu da maalesef İnkaya çınarı gibi pek özen görmemiş bir çınar ağacı. Ağacın üstündeki derin kovuklara böcek gelmesin diye , gri bir macunla kapatmışlar delikleri ama görüntü o güzelim ağaca hiç yakışmıyor ; tıpkı İnkaya Çınarı'nın herbiri bir ağaç gövdesi kalınlığında olan dallarını taşımak için konulmuş siyah renkli çirkin bacaklar gibi...Yazık, hiç mi araştırmıyorlar, hiç mi dünyadaki örneklerine bakmıyorlar, hiç mi gezip görmüyorlar !! Neyse gelelim Bayır'a...Çınar ağacının çevresindeki köy kahvelerinden - 2 tane var- buz gibi köpüklü ayranınızı içiyorsunuz. O sıcaktan nasıl iyi gider bilirsiniz.. Köyde arıcılık yapıldığı için çok çeşitli ballar var ; Portakal Balı, Çiçek Balı, Çam Balı, Kestane Balı, Harnup Balı...Hepsinden oluşan bir kışlık stok yaptık tabii...Yine hediyelik eşyalar arasında şallar, yemişler var tabiiki....Biz Bayır'dan sonra kıvrıla kıvrıla dağlardan tepelerden, nefis çam ağaçlarının arasından İçmeler'e indik. Şimdi buyurun Bayır Köy fotoğraflarına....

 







 

24 Ağustos 2013 Cumartesi

AKYAKA-AZMAK TURU-GÖKOVA



Gökova bölgesindeki Akyaka köyüne bayılacaksınız. Doğası, mavi bayraklı plajı, ahşap dokulu harika evlerine hayran olacaksınız. Biz Azmak turları için tatilimizin son günü gittik Akyaka'ya. Azmak ilk kez duyduğum bir ifade, denizin kısmen dere gibi kara parçası içine girmiş haline deniyormuş. Bu bölgede de Kadın Azmağı denilen bir azmak var. Kadın Azmağı denilmesinin sebebi zamanında buraya kadınların çamaşır yıkamak için gelmeleriymiş.
Azmak turu boyunca gördüklerimiz bizi çok etkiledi. Öncelikle kristal berraklığında bir su, içini pırıl pırıl görüyorsunuz. Suyun dibinde nefis su bitklileri. Hatta bir tanesi, özellikle toplanıp, salatası yapılıyormuş. Azmağın en derin yeri 12 metre. Tam bir renk cümbüşü vardı su altında, ve siz bunların hepsini tekneden görebiliyorsunuz. İzlediğimiz yol boyunca tepelerdeki güzel evleri ve kıyıdaki eskiden Barış Manço'ya ait olan evi de görme şansımız oldu. Kadın Azmağı'ndaki su sodalı. O yüzden bu kadar temiz ve berrak olduğunu söyledi bizi gezdiren görevli. Hatta kısa süreliğine durduğumuz bir restaurant kıyısında suyun tadına baktık afiyetle...Gerçekten sodalı. Yolunuz düşerse ya da havalar soğumadan bir tatil daha yapayım diyorsanız rotanıza alabilirsiniz Akyaka'yı. Şimdi buyrun fotoğraflara....
 



22 Ağustos 2013 Perşembe

OLIVE FARM MARMARİS







Akyaka-Gökova bölgesine giderken hemen yolun kenarında göreceğiniz bir çiftlik Olive Farm. Sadece çiftlik demek pek de doğru olmaz aslında. Hem zeytinyağı, hem sabunlar, vücut losyonları, kremler, daha neler neler bulabileceğiniz bir yer. Oldukça da tanınmış , Ayşe Arman ve Ayşenur Yazıcı geçtiğimiz yıllarda köşelerinde bu çiftliğe geniş yer vermişler. Her şey %100 organik. Dolayısıyla fiyatlar biraz yüksek. Mağaza kısmı çok sevimli döşenmiş ve haliyle içerisi misler gibi sabun kokuyor. Raflara bakmaya doyamıyorsunuz. Zeytinyağı şişelerine bayılırsınız, tasarımı kendilerine aitmiş, şişe nefis ancak fiyata gelince 1 litresi 20 lira...Hem turistik hem de organik olması sebebiyle böyle sanırım. Akyaka'ya giderken bir uğrayın derim...
 





 

7 Ağustos 2013 Çarşamba

SEDİR ADASI- MARMARİS





 Evet nihayet anlatıyorum Sedir Adasını.....Marmaris'te Sedir Adası demek Kleopatra'nın denize girdiği plaj demek ! Kesinlikle nefis bir yer. Mutlaka tavsiye ediyorum. Pırıl pırıl bir deniz, adeta havuz suyu gibi, denizin dibini çok net görüyorsunuz. Renk deseniz turkuaz mavi.Kum ; bembeyaz ! Sedir adasına Marmaris , Muğla çıkışı üzerinden tabelaları takip ederek  gidiyorsunuz. Sedir Adası tabelasını gördükten sonra girdiğiniz köy yollarında bir süre gidiyorsunuz ve karşınıza yine harika minik bir koy çıkıyor, Çamlı Koyu. Oradan Sedir adasına giden teknelere biniyorsunuz ve yaklaşık br 15 -20 dakika kadar yol alıyorsunuz. Adaya vardığınızda giriş kişi başı 10 lira, eğer Maximum kartınız varsa-o zaten müzekart yerine geçtiği için , girişiniz ücretsiz. Adaya ulaşım teknelerle , kişi başı 15 lira. Çok sessiz bir yer. Küçük bir kafeteryası var. Dondurma-hamburger-cips -bira -iceslash -kola gibi atıştırmalıklar satıyorlar. Şezlonglara para vermiyorsunuz.


Adadaki plajın kumlarına basmak yasak, zaten etrafı çevirmişler ve bir bekçi sürekli olarak denizden çıkıp da kumlara basan var mı diye takipte. Sebep ? Zamanında Kleopatra bu  kumları Mısır'dan getirtmiş ! Ama gerçek sebep, deniz suyunun kısmen sodalı olması ve beyaz kumlarında bu sodalı su yüzünden uzun yıllarda oluşması. Ada'da bir bazilika , bir antik tiyatro ve bir de kilise var . Kesinlikle mutlaka gidin arkadaşlar. Hazır tatilde kapıdayken !



Sedir Adası'nda manzara müthiş, fotoğraf çekmek için birbirinden güzel yerler var.Alttaki fotoğraf antik tiyatro bölgesinden.

30 Temmuz 2013 Salı

Yelken Restaurant Marmaris- LEZZETE YELKEN AÇIN



Sevgili dostlarımız Gamze Hanım ve Adnan Bey sayesinde tanıştık Yelken Restaurant'la.Sahipleri Marmaris'in sevilen ailelerinden Yaylalılar. Ziya Yaylalı'nın oğulları  Volkan ve Serkan Yaylalı yaşadıkları beldeye Yelken Restaurant'la başka bir tat getirmişler.


Biz Ziya Bey ve Volkan Bey'le tanıştık o gece. Yelken , Marmaris Yat limanında mavi -beyaz renklerde son derece güzel ve sıcak dekore edilmiş bir restoran. En önemlisi de sahiplerinin güler yüzü ve misafirperverliği. Mezeler müthiş. Yediğimiz her bir lokma birbirinden lezzetliydi. Gerçekten bir tadım gecesi yaşadık.








Tattıklarımıza gelince ;
Mezelerimiz ; Çingen Pilavı , Deniz Börülcesi, Ahtapot Izgara, Baby Kalamar, Fava, Kum Midyesi Vongale, Marmaris Yoğurtlaması, Levrek Marin, Zeytinyağlı Limonlu Börülce . 
Salatalarımız ;Kırmızı Soğan Salatası- Bol Nar Ekşili ve Mevsim Salata.
Ana yemek olarak da AKYA Kavurma.  Tatlı olarak Girit Tatlısı ve ardından kallavi bir Türk kahvesi. Böyle güler yüzlü bir hizmet ve kalite anlatılarak değil, yerinde tecrübe ederek anlaşılır. O yüzden Marmaris'e gidecekler mutlaka Yelken Restaurant'a uğramalılar.

Volkan Bey , bizlerle çok yakından ilgilendi. Her mezeyle ilgili uzun uzun bilgi verdi. Yelken Restaurant'ın Şefi, Ömer Çep. Ömer Bey'de bizlere mutfağını açtı ve o güzelim yemekleri-mezeleri bir de mutfağında görme şansımızı oldu. Ama sanırım en büyük şans benimle 2 muhteşem tarifi paylaşması oldu.
Tarif çok yakında burada....
Girit Tatlısı
Fava

Yelken Papağan !

Yelken'de dekorlar da bir harika !





Sihirli Tencere Tatilde



Şu sıralar tatilde , güneşin ve denizin tadını çıkarıyoruz. Bu sefer, Marmaris'i tercih ettik, yıllar sonra yeniden. Çok değişmiş bulduk haliyle. Cıvıl, cıvıl sokaklar ve tertemiz denizi görülmeye değer. Her tatil yöresinde olduğu gibi turist kaynıyor, bu iyi mi, kötü mü tartışılır !!! Restoranlar, kafeler, kaldırımlar , mağazalar her yer İngiliz, Alman ve Hollandalılarla dolup taşıyor. İyi -döviz bıraktıklarını umalım bari.  Marmaris'in en güzel yanı sanırım, şehir içinden bile denize girebiliyor olmanız. Çevre koylar da harika. Bugün önce Turunç,  daha sonra da İçmeler bölgesine geçtik. Turunç güzel ama , plaj ortamı olarak yeterince planlı yapılanmamış. Tekneyle uğrayıp, yüzmek için mola verirseniz ideal. İçmeler nefis ! Bayıldık desem yeridir. Çok planlı yapılanmış, sokaklar , oteller , kafeler ve restoranlar gerçekten çok güzel. Plajların bulunduğu bölge ise harika! Biz bugün Beach34'te deniz molası verdik. Güler yüzlü personeli ve sahipleri çok misafirperverler. Deniz pırıl pırıl. Plajda servis ve yiyecekler de çok lezzetliydi.
Bugün Sedir Adasına gidiyoruz. Bakalım Kleopatra'nın yüzdüğü plaj nasılmış ?
Görüşmek üzere...Fotoğraflarımız Beach34 sahilden




21 Temmuz 2013 Pazar

ENGİNARLI PİLAV


Her türlü lezzetli olan sebzelerden biri, bizim evde de çok sevilir, bu sefer pilavını yaptık. Buyrun tarifine ...
Malzemeler:
* 2 adet enginar
* 1 adet küp şeker
* 1 kuru soğan
* 3 adet taze soğan
* Dere otu
* Tuz-karabiber
*1.5 su bardağı pirinç
* 3 bardak su.
Yapılışı :
* Enginarları limonlu suda 10 dakika haşlıyoruz.
* Pilav tenceresine yarım çay bardağı zeytinyağı ve şekeri ekleyerek hafif ısıttıktan sonra küp küp doğradığımız kuru soğanları atıyoruz.
* Soğanların kokusu çıkınca küp küp kestiğimiz enginarları ekleyerek kavurmaya devam ediyoruz. Bir iki dakika sonra yine küp küp doğradığımız taze soğanları ekliyoruz. Soğanların rengi hafif solunca içine iyice yıkadığımız ve bir kenarda süzdüğümüz pirinçleri ekleyerek ,2 dakika kadar kavuruyoruz.
* 3 bardak sıcak suyu da ekleyerek tencerenin altını kısıyoruz. Doğradığımız dere otlarını, tuzu ve karabiberi ve bir kaç damla limon suyunu da ekleyerek , pilav suyunu çekene kadar pişiriyoruz.
* Pilav suyunu çekince bir kez karıştırıp, üzerine kağıt havlu koyarak , kapağı tekrar kapatıp , demlenmesi için bir 25-30 dakika bekletiyoruz.
* Afiyet olsun.
 

20 Temmuz 2013 Cumartesi

KOLAY KEK

İyi bir arkadaşın ve iyi bir sohbetin  yanına iyi bir kek gider , buyrun tarifimize.
Malzemeler :
*4 yumurta
* 2 çay bardağı toz şeker
* 1 çay bardağı sıvıyağ
* 1 paket kabartma tozu
* 1 paket vanilya
* 2 su bardağı un
* 2 yemek kaşığı kakao
* 2-3 yemek kaşığı dövülmüş fındık
Yaplılışı:
Önce şeker ve yumurtaları iyice çırpıyoruz. Ardından vanilya, kabartma tozu, sıvıyağ ekleyerek tekrar karıştırıyoruz . Unu ekliyoruz ve tekrar iyice karıştırıyoruz. Silikon bir kek kalıbına karışımın yarısını döküyoruz. Geri kalana karışıma kakao ve fındığı ekliyor ve son kez iyice karıştırıyoruz.
Bu karışımı da kek kalıbına döküyoruz ve iki renkli bir hamur elde ediyoruz.
160 derece 30-35 dakika pişiriyoruz.
Afiyetle :)
Not : Fotoğraf için sevgili Evrim'e çok teşekkürler :)

AMMAN

                Amman, Ürdün'ün başkenti ve kesinlikle çok farklı bir şehir. Düzensiz bir yapısı var, trafik karışık, sokaklar çok kalab...